7 Mart 2015 Cumartesi

Ben Kim Miyim?

Aslında direk Blair Waldorf demek isterdim. Ama Gossip Girl izlemeyenler var, o yüzden bu yazıyı yazıyorum. Belki bunu duyunca bir yakınlık hissettiniz, belki de nefret ettiniz. Bitirdiğim on dört dizi var ve nihayet karakterimi buldum. Bu yüzden Vikipedi'de yazan birkaç şeyi kopyalayacağım.

 "...Blair çok zeki ve mükemmeliyetçi biridir. Gerek ders notları, gerek kıyafetleri, gerek düzenlediği partiler, her şeyinin kusursuz olmasına özen gösterir. Örnek öğrencidir ve okulda aktif biridir. Okulda ve partilerde diğerlerinin lideri konumundadır bu yüzden lakabı Queen B'dir. Kurgusal Yale üniversitesini kazanabilmektir ancak bu hayale ulaşamamıştır. Constance Billard isimli özel okula gitmektedir..." Gerçekten de öyle. Ek olarak benim de bir hayalim var, büyük konuşmak istemiyorum ama sanırım ulaşamayacağım.

 "...Dışarıdan bakıldığında zenginliğin getirdiği kibir yüzünden orta halli insanları küçümseyen, kendini beğenmiş bir züppe gibi gözükse de aslında iyi bir insandır ve yaşadığı kötü olaylar onun insanlarla arasına böyle bir duvar örmesine sebep olmuştur..." Açıklamama gerek yok sanırım.

"...Blair gider ve 'Lütfen Tanrım, çocuğumu benden aldın ama onu da benden alma. Söz veriyorum eğer o düzelirse onunla birlikte olamayacağım.' diye dua eder. Tam o sırada Chuck uyanır ve ona 'Birlikte olamayacağımız gerçeği seni sevmediğim anlamına gelmez.' der ve Tanrı ile olan anlaşmasına sadık kalmak için Chuck'tan uzak durur..." Tabii ki de böyle bir olay yaşamadım. Sadece büyük sözler verdim mi gerçekten tutmak için çaba harcarım, bu yüzden bunu buraya koydum.

Blair dediğimizde aklımıza gelen ilk kelime "intikam" kelimesidir, değil mi? Benim adım söylendiğinde de akla genellikle bu kelime gelir. Bunu yazıyorum çünkü geçen gün bir olay yaşandı, arkadaşlarım Whatsapp'ta bu olay hakkında konuşmuşlar ve bana da gösterdiler. Konuşmalar arasında şöyle bir diyalog vardı: "Annabeth ne yapmış, ağlamış mı?", "Saçmalama, o ağlamaz ki.", "Peki kim olduğunu biliyor mu?", "Hayır.", "Bilmesin zaten, o çok kötü intikam alır." dediğim gibi...

Sanırım Blair'den tek farkım aşka inanmamam. Ha, bir de tarzımız. "Kendine Audrey Hepburn'u örnek almaktadır. Giyim tarzı klasiktir ve eski zamanları andırır. Pantolonları tercih etmez, yüksel bel eteklere, her türlü elbiseye ve saç bantlarına bayılır." Aslında tarzımız da aynı, fakat... Türkiye'de böyle giyinsem gerçekten gülerler. Ben New York'ta yaşayan elit bir ailenin kızı değilim. Ayrıca, New York'un tüm dünyada en sevdiğim şehir olduğunu söylemiş miydim?

Ve, ne farkettim biliyor musunuz? Her yazımı "Öptüm." diye bitiriyordum. Bunları yaparken Gossip Girl aklıma bile gelmemişti. Bu yazıyı farklı bitireyim.

xoxo

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder