12 Haziran 2016 Pazar

Milyonlarca Başlık Yazıp Silmek


Annabeth ben, umarım birkaç kişi de olsa beni hatırlayanlar vardır. O kadar olay oldu ki... Ciddi anlamda roman olur. Hazır yaz tatili gelmişken, bu olayları aklımdan uçup gitmeden yazıya dökmek istedim. Nasıl başlasam onu bile bilmiyorum. En iyisi geçen seneyi özetlemek. 

Şimdi, bir yıl evvel ben çok içime kapanık bir kızdım. Sonra "Yeter ama." diyip sosyalleşmeye karar verdim. Ay ama şimdi benim takma isim bulmam lazım. Kraliçe, Süslü, Defne, Köylü ve Çingene olsun. Yanlış anlaşılmasın lütfen, köylüler ve çingenelere hakaret değil amacım. Öyle davrandıkları için isimlerini öyle koydum. Hatta bazen arkadaşlar arasında isimleri ile değil de "Köylü" ve "Çingene" diye hitap ediyorduk onlara. Kraliçe, kendini çirkin bulan, güzel, samimi, grubun lideri olmasına rağmen bunun farkında olmayan bir kız. Süslü, herkese çok iyi davranan, olgun bir kişiliğe sahip. Defne, her zaman bir laf sokma çabasında durmadan espri yapan biri. Köylü, köylü gibi davranan, çocuk gibi giyinen, müstehcen espriler yapan bir kız. Kraliçe ve Köylü, Süslü ve Defne sıra arkadaşılar. Ben başka yerde oturuyorum. Çingene ise biraz çirkef, Süslü ile arkadaş olduğu için gruba dahil, başka sınıfta.


Her neyse, ben, onların grubuna katılmak istedim. Köylü ile zaten dershaneden tanışıyorduk. Bazı günler beşer onar sakız alıp onlara veriyordum. Onlar da beni masalarına davet ediyorlardı. (Şimdi düşündüm de, bu ne böyle anasınıfı gibi?) Öyle kaynaştık. Daha sonra hep onlarla birlikte olmaya başladım. Aralarında en çocuksu bendim, gruba da sonradan katılmıştım zaten. O yüzden dışlanıyordum. Bunların daha ben gruba katılmadan bir Whatsapp grupları varmış. Bir gün Kraliçe, hoşlandığı çocuk ile konuşacağını söylemişti. Ben de "Bizim gruba mı atacaksın konuşmalarınızı?" demiştim. Süslü de "Hayır, dördümüzün olduğu gruba," demişti ama pot kırmıştı. Herkesin ağzı açık kalmıştı, neden bu kadar şaşırmışlardı ki? Benden saklamaları bu kadar mı önemliydi? O gün nedense çok üzülmüştüm, gözlerim falan dolmuştu. Köylü ile bunun hakkında konuştuğumda ise "Önemsiz bir grup, çok konuşulmuyor zaten." demişti. Çingene desen ayrı bir dert, beni sevmediğini falan söylemiş onlara, onlar da beni savunmuşlar iyi kızdır diye. Geçen sene işte böyle geçti. Ama roman oluşturabilecek olaylar bu yıl oldu.

Sınıflar dağıtılacaktı. Ben de dua etmiştim, "Herkes aynı sınıfa düşsün, onlardan biri başka sınıfa, ben de gruptakilerden biriyle oturayım artık!" diye. Artık o an ne kadar temiz kalpliysem, o kadar sınıfın içinde Defne, Süslü, Kraliçe ve ben aynı sınıfa düştük; Çingene ve Köylü ise başka sınıfa. Defne ve Süslü yine sıra arkadaşı oldular, ben de Kraliçe ile oturmaya başladım. Her şey iyi gidiyordu. Ta ki bir sabah onlar aralarında "Bugün mü? Ne zaman yapalım?" diye konuşmaya başlayana kadar. Ben de bana anlatmalarını bekliyorum. Sonra Kraliçe bana gülümseyerek "Annabeth, alınma." dedi. "Seninle ilgili değil. Eskiden oldu. Teneffüste o işi halledeceğiz." Bir bit yeniği olduğunu anladım, ama üstünde durmadım. Dersin sonunda geldiler. Ben de trip attım, tabii hiçbir işe yaramadı. Yemekhanede "Müdür niye bize o kadar kızdı ki, sadece konuşuyorduk bahçede." diyip durdular. Nasıl şüpheci bir insansam, sözlerini tarttım, biçtim ve kötü bir şeyler hissettim. Her neyse, ertesi gün teneffüste sınıftan çıktılar. Kraliçe bir şey dedi. Ben de "Sen gelmiyor musun?" anladım. Yanlış anlamışım. Onlarla gittim. Müdürün odasına girdik. Çingene durmadan bana bakıp Kraliçe'ye "Annabeth neden burada? Çıksın." diyip durdu. Anlamadım tabii. Çingene "Sonra anlatırım." diyince ben de mal gibi kabul ettim. Uygun anı bekliyorum. Müdür herkesin ellerini kontrol etti. Sıra bana gelince "Sen de mi sigara içtin?" dedi. Ben cevabı hazırlamıştım, "Arkadaşları yalnız bırakmayayım dedim." dedim. Ve çıktım. Bana söylemeden buluşup sigara içmişler. Benden saklamışlar. Tüm gün trip attım. Köylü "Ben dedim Annabeth'i de alalım diye, ama bir kişinin sözüyle olmuyor ki." dedi. O kadar sinirliydim ki cevap veremedim. Yanlış anlamayın, sigara içmeye meraklı değilim, ama bana yalan söylemeleri? Beni kıran buydu. Ve neden saklamışlar biliyor musunuz? Geçen sene birlikte sigara denemiştik. Benim için ilk ve sondu. Anneme söylemiştim. Bunda da anneme söylerim diye benden saklamışlar. Onları ilgilendiren bir şey değil ki? Ailemin bilmeye hakkı var. Ben buyum.

Olay unutuldu. Daha sonra, durduk yere, Çingene, Kraliçe ve Süslü bizden bir şeyler saklamaya başladılar. Fısıldaşmalar, başka yerde konuşmalar... Ben, Defne ve Köylü ise bu duruma çok şaşırdık. Sonuçta bir buçuk yıldır yediğimiz içtiğimiz ayrı gitmezdi bizim. Konuştuk birlikte, trip atmaya karar verdik. Düşündük ki biz böyle yapınca onlar kırıldığımızı anlayacaklar. Tam tersi oldu. Günaydın bile demediler o gün. Kimse kimseyle konuşmadı. Kraliçe, Defne'ye: "Konuşmayacaksanız kalkın." dedi. Defne'yi benim yanıma aldılar. Kraliçe ve Süslü ise beraber oturdu. Defne'de zaten ipler koptu. Sinirden yüzü kızardı. Resmen şoka uğradık. Özür dileyecekleri halde bunları yapmaları? Böylece gruptaki en sevmediğim kişi Defne ile -ki o da beni sevmezdi- arkadaşlığımız başladı. Ne diyebilirim ki? Her işte bir hayır vardır. Her neyse, ben Köylü'yü gaza getirdim. Plan yaptırdım. İşte beden dersinde Çingene'nin telefonunu al, parola uygulamasını sil, Whatsapp'ta neler konuşmuşlar videoya çek dedim. Yaptı. Hatta bununla da kalmadı. Çingene ödev için onların evine gidince, Çingene tuvaletteyken de telefonuna baktı. Bizden sakladıkları şey Kraliçe'nin erkek arkadaşıymış sanırım. Birlikte kahve içmeye falan gitmişler. Şimdi bu arkadaşlığımızı bozmaya değer mi?

Okul çıkışı konuştuk uzun uzun. "Köylü sizi kahve içerken görmüş." (Yalan...) falan dedik. Eskisi gibi olabilir miyiz diye konuştuk. Ama hiçbir şey değişmedi. Hatta daha kötü oldu. Bunlar bizden "Beşinci sınıf çocuğu" diye söz etmeye başladılar trip attığımız için. Günler sonra biz sınıfa girdiğimizde "Kusmuk" dediler, durmadan "Öğğ" sesi çıkardılar. Haftalar geçti. Olay daha da büyüdü. Sınıf içerisinde söylediğimiz sözlerle dalga geçtiler, daha doğrusu her şeyimizle dalga geçtiler. Biz Defne ve Köylü ile çok yakınlaştık ama onlar... Onlar berbat insanlar oldular. Birinci dönem böyle bitti. İkinci dönem bir kişi eksildik. Neden mi? Köylü yüzünden. Köylü, onlarla konuşmaya devam ediyordu. Selamlaşıyordu falan. Ama sevmiyordu onları... En azından biz öyle sanıyorduk. Çünkü Kraliçe'nin doğum gününde ona bir sayfalık yazı yazmış. Bize "Sadece doğum günün kutladım bir cümleyle." demesine rağmen! Nereden mi öğrendim? Şey, babama mesaj atmak için telefonunu aldığımda bakmış olabilirim. Bunu söylediğimde Defne şoka girdi. Köylü'ye nasıl söyleyeceğiz diye düşünürken, dedim ki "Whatsapp'ını hacklediğimi söyleyelim." Çünkü bunun esprisi geçiyordu her zaman. Öyle söyledim Köylü'ye. Kavga ettik. Ve onların grubuna geçti. Defne ile çok üzüldük tabii. Çünkü Köylü ile çok yakındık biz. Özellikle ben. Neyse, biz Defne ile çok yakınlaştık. İnanılmaz iyi biriymiş aslında. Ben olanlara rağmen rahattım ama Defne çok üzülüyordu. Hatta ilaç kullanmaya bile başladı bir ara. Birinci dönem böyle bitti.

İkinci dönem yeni arkadaşlar edindik. Onları o kadar çok seviyorum ki. Bu kadar olaya bile değerler diye düşünüyorum. Olgun ve Tatlı diyelim onlara da. Olgun çok eğlenceli biri, Tatlı da çok sevimli biri, çok iyi kalpli. Biz bunlarla arkadaş olunca, Süslü ve Kraliçe onlarla da dalga geçmeye başladı. Bu dalga geçme işi fiziksel bile oldu. Sıralarımızı itmeye başladılar. Saçımıza çöp attılar. En sonunda Tatlı arkasını döndü, bayağı sinirlendi. "Neden itiyorsunuz?" dedi sinirli sinirli. Kraliçe ve Süslü de "Biz böyle rahat ediyoruz." dediler. Günler böyle geçiyordu. Nadiren de olsa onlara cevap veriyorduk. Sözlü tartışmalar oluyordu bazen. Köylü'nün telefon olayını falan gittim söyledim herkese. Çingene'ye, Kraliçe'ye, Süslü'ye... Araları bozuldu. Daha sonra yine barıştılar. Artık bıktık. Bende ipler koptu zaten. Waplog diye bir tanışma sitesi var internette. Kraliçe'nin numarasını yaydım. Keşke olay bu kadarla kalsaydı. Bir hafta sonra Tatlı itiraz etmesine rağmen Olgun ile birlikte Süslü'nün de numarasını yaydık. Bir sonraki gün ne oldu biliyor musunuz? Müdür çağırdı. Odasına girdiğimde Süslü'nün annesi, babası hatta ablası bile içerdeydi. "Ben yapmadım." dedim ilk başta. Çok korkuyordum. Bu kadar ilerleyeceğini düşünmemiştim. O kadar salağım ki. Hatta whatsapp hacklediğimi falan söylemişler. Daha neler neler... Whatsapp hackleme olayı şakaydı desem de kabul etmediler. Müdür herkesi odadan çıkardı. Sadece ben kaldım. Ağladım. Çünkü "İtiraf etmezsen zaten savcılıkta bulunur." falan diyordu. Her şeyi baştan sona anlattım ben de. Müdür, annemi aradı. O da babamı aramış. Babam geldi. Çok sinirliydi. Bunları yazarken bile elim ayağım titriyor. Müdürün odasından çıktığımda Olgun, Tatlı, Defne, kısaca Süslü ve Kraliçe'yi sevmeyen herkes oradaydı. Ağladım zaten. İlk defa. Okulda. Olgun'a sarıldım. Bunlar yine hiçbir şey. Eve gittiğimde bir de anneme anlattım her şeyi. Olay o kadar büyümüş ki. Numarasını dağıttığım adamlar fahişe diye onları aramış tüm gün, para falan teklif etmişler. Sonra uyudum. Babam geldi. Uyuyor numarası yaptım. Annem "Uyudu tüm gün." dedi. Babam da "Canı cehenneme." dedi bağırarak. Of, her şeyi yeniden yaşar gibi oldum şu an.

Ertesi gün babamla konuştuk. Anlattım her şeyi. Aradan biraz zaman geçti. Rehberlikçi sınıfın yarısını çağırdı. Waplog konuşmalarını, müstehcen kelimeleri bağıra bağıra okudu. Rezil oldum. Tüm okula yayılmış. Öğretmenlere bile. Diğer günler ifadeler ve savunmalar yazıldı. Haftalar geçti. Müdür bir kez daha çağırdı. Babam gelmişti. Bana "Bir kişiye daha numara yaydın mı?" dediler. "Hayır." dedim kendimden emin bir şekilde. Birisinin velisi gelmiş. Şikayet etmiş. Çok şaşırdım tabii. Kraliçe ve Süslü'yü de çağırdılar. Kraliçe hala mesajlar aldığını söyledi. Babam da "Numaranızı değiştireceksiniz zaten, ben ödeyeyim." falan dedi. Onlar da kibar kibar reddettiler. Gerizekalılar. Kraliçe müdüre "Annabeth, Köylü'yü Çingene'nin telefonunu videoya alması için tehdit etmiş." dedi. Şoka girdim. Yalanladım tabii. Babam özür dilettirdi. Diledim, çok ruhsuzmuşum, bir daha dilettirdiler. Kraliçe'nin küçümseyici tebessümünü görünce gülerek diledim. Kraliçe ve Süslü dışarı çıktı. Babam "Sana elimin tersiyle vurmamak için kendimi zor tuttum!" dedi. Terbiyesizmişim. Müdür çok kızdı. "Yalan söyledin!" dedi. Hani başkasına numara dağıtmış mıyım diye sormuşlardı ya, bahsettikleri kişi Kraliçe'ymiş. Sadece Süslü'nün numarasını dağıttığımı sanıyorlarmış. "Ben zaten ifademde de yazdım. Yalan söylemedim ki. Herkes biliyor ikisinin numarasını da verdiğimi." dedim. Müdür de, babam da bana inanmadı. "Ben ifadeleri okumuyorum!" dedi müdür. Ağladım sinirden. Evde de kavga ettik babamla zaten. Üç gün uzaklaştırma aldım. Onlar da bir gün almış. Çünkü sınıfın yarısı onları şikayet etmişti. Birkaç gün sonra Süslü ve Kraliçe dibime girip "Uzaklaştırmamız iptal olmuş." diye konuştular sırıta sırıta. Kınamaya dönmüş. Müdürden sonra rehberlikçiye çıktık. Orada dalgalarına devam ettiler, terbiyesizce konuştular. Defne'ye söyledim Köylü'nün bize attığı itirafı. Kanıt vardı bizde. Rehberlikçiye gösterdik. O da çok şaşırdı. Köylü'yü çağırdı. "Annabeth, seni tehdit mi etti?" dedi. Ben yanında olduğum için "Şey, Defne etti." dedi. Güldüm. Gittim Defne'yi çağırdım. Köylü'nün söylediği yalan  ortaya çıktı. Centilmenlik sözleşmesi imzaladık. Son.

Kim bilir ne kadar sıktım sizi? Özür dilerim. Yorumlarınızı bekliyorum.

Öptüm.

2 yorum: